İlk Mouse Ne Zaman İcat Edildi? Bilgisayar Faresinin Tarihi
Bilgisayar faresini kim icat etti? İlk ahşap mouse’un ortaya çıkışını, çalışma prensibini ve bilgisayar dünyasında nasıl yaygınlaştığını keşfedin.
İlk bilgisayar faresi (mouse), 1964 yılında ABD’nin Kaliforniya eyaletindeki Stanford Araştırma Enstitüsü’nde geliştirildi. Douglas Engelbart’ın ortaya koyduğu fikir doğrultusunda mühendis Bill English tarafından hazırlanan ilk çalışan prototip, ahşap bir gövdeye, iki metal tekerleğe ve tek bir düğmeye sahipti. Günümüzde bilgisayar kullanımının vazgeçilmez parçalarından biri olan mouse’un ortaya çıkışı, insanların bilgisayarlarla etkileşim kurma biçimini kökten değiştirdi.
Mouse’un icadı, kişisel bilgisayarların yaygınlaşmasından yaklaşık 20 yıl öncesine dayanıyor. O dönemde bilgisayarlar çoğunlukla araştırma kurumlarında ve büyük kuruluşlarda kullanılan, oldukça pahalı ve karmaşık sistemlerdi. Douglas Engelbart ise bilgisayarların yalnızca hesaplama yapan makineler olmaktan çıkıp insanların düşünme, çalışma ve bilgiye erişme yeteneklerini geliştirebileceğini öngörüyordu.
İlk mouse’u kim icat etti?
Bilgisayar faresinin mucidi olarak kabul edilen kişi, Amerikalı bilgisayar mühendisi ve araştırmacı Douglas Engelbart‘tır. Engelbart, 1960’lı yılların başında Stanford Araştırma Enstitüsü’nde (SRI) insanların bilgisayar ekranları üzerindeki nesnelerle daha kolay etkileşime girmesini sağlayacak yöntemler üzerinde çalışıyordu.
Engelbart’ın mouse fikri 1960’lı yılların başında şekillendi. İlk tasarımlar 1963 yılında ortaya çıktı ve çalışan prototip 1964 sonbaharında hazırlandı. Bu prototipin geliştirilmesinde mühendis Bill English önemli rol oynadı. English ve araştırma ekibi, Engelbart’ın tasarımını fiziksel bir cihaza dönüştürdü.
Bu nedenle bilgisayar faresinin icadı Engelbart’a atfedilse de ilk çalışan modelin ortaya çıkışı ekip çalışmasının sonucuydu.
İlk bilgisayar faresi nasıl görünüyordu?
1964 yılında geliştirilen ilk mouse, günümüzün ergonomik ve kablosuz modellerinden oldukça farklıydı. Küçük, dikdörtgen biçimli ahşap bir kutuya benzeyen cihazın üst kısmında tek bir düğme bulunuyordu. Alt bölümünde ise birbirine dik konumlandırılmış iki metal tekerlek yer alıyordu.
Bu tekerleklerden biri yatay hareketi, diğeri dikey hareketi algılıyordu. Mouse masa üzerinde hareket ettirildiğinde tekerleklerin dönüşü bilgisayara iletiliyor ve ekrandaki işaretçinin konumu değişiyordu.
İlk mouse’un temel özellikleri şöyleydi:
- Gövde: Ahşaptan yapılmış dikdörtgen tasarım.
- Düğme: Üst bölümde tek bir mekanik düğme.
- Hareket sistemi: X ve Y eksenlerini algılayan iki metal tekerlek.
- Bağlantı: Bilgisayara veri ileten kablolu yapı.
- Kullanım amacı: Ekrandaki işaretçiyi hareket ettirmek ve nesneleri seçmek.
Bu tasarımın en önemli yeniliği, bilgisayar ekranındaki konumların klavyeyle karmaşık komutlar yazmadan seçilebilmesiydi. Böylece kullanıcıların bilgisayarla daha doğrudan etkileşim kurmasının önü açıldı.
Bilgisayar faresine neden mouse adı verildi?
İlk prototipin ahşap gövdesi ve arkasından uzanan kablosu, araştırmacılara kuyruğu olan küçük bir fareyi hatırlatıyordu. İngilizcede fare anlamına gelen “mouse” kelimesi bu benzerlik nedeniyle kullanılmaya başlandı.
Douglas Engelbart’ın daha sonra anlattığına göre, bu ismi ilk kimin kullandığı kesin olarak hatırlanmıyordu. Ancak laboratuvardaki araştırmacılar cihazı fareye benzettikleri için bu ad zamanla benimsendi.
Cihazın resmî patentinde ise mouse kelimesi kullanılmadı. Buluş, “X-Y Position Indicator for a Display System”, yani ekran sistemi için X-Y konum göstergesi adıyla tanımlandı.
İlk mouse ne zaman tanıtıldı?
Bilgisayar faresi, 9 Aralık 1968 tarihinde San Francisco’da gerçekleştirilen bir teknoloji gösterisinde geniş bir izleyici kitlesine tanıtıldı. Douglas Engelbart’ın gerçekleştirdiği bu sunum, bilgisayar tarihine “The Mother of All Demos” adıyla geçti.
Engelbart, yaklaşık 90 dakika süren gösteride yalnızca mouse’u tanıtmadı. Bilgisayar ekranında metin düzenleme, bağlantılar arasında gezinme, uzaktan ortak çalışma ve görüntülü iletişim gibi dönemi için son derece ileri teknolojileri de sergiledi.
Gösteride kullanılan mouse, 1964 tarihli ilk ahşap prototip değil, sonraki yıllarda geliştirilmiş üç düğmeli bir modeldi. Bu sunum, modern bilgisayar arayüzlerinin temelini oluşturan birçok fikrin aynı sistem üzerinde nasıl çalışabileceğini gösterdi.
Mouse bilgisayarlarda ne zaman kullanılmaya başlandı?
İlk mouse 1964 yılında geliştirilmesine rağmen cihazın kişisel bilgisayarlarda yaygınlaşması uzun zaman aldı. İlk dönemlerde mouse, ağırlıklı olarak araştırma laboratuvarlarında kullanılan deneysel bilgisayar sistemlerinin bir parçasıydı.
1970’li yıllarda Xerox’un Palo Alto Araştırma Merkezi (PARC), mouse teknolojisini grafiksel kullanıcı arayüzleriyle birlikte geliştirdi. 1973 yılında ortaya çıkan Xerox Alto, ekranındaki pencereler ve grafiksel öğelerle mouse kullanımı açısından önemli bir aşamaydı.
1981’de Xerox Star, 1983’te Apple Lisa ve 1984’te Apple Macintosh gibi bilgisayarlar, mouse’un ticari bilgisayar sistemlerindeki yerini güçlendirdi. Özellikle Macintosh, grafiksel arayüzü ve tek düğmeli faresiyle bu kullanım biçiminin daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaşmasına yardımcı oldu.
1980’lerin sonlarından itibaren grafiksel işletim sistemlerinin yaygınlaşması, mouse’u bilgisayarların temel giriş aygıtlarından biri haline getirdi.
İlk mouse’un patenti ne zaman alındı?
Douglas Engelbart’ın bilgisayar faresi için yaptığı patent başvurusu 21 Haziran 1967 tarihinde gerçekleştirildi. ABD patent numarası 3.541.541 olan buluşun patenti ise 17 Kasım 1970 tarihinde verildi.
Patent, Stanford Araştırma Enstitüsü adına tescil edildi. Engelbart, mouse’un ilerleyen yıllarda kişisel bilgisayarların standart parçalarından biri haline gelmesine rağmen buluşundan büyük bir kişisel ticari kazanç elde etmedi.
Mouse teknolojisinin 1980’li yıllarda hızla yaygınlaşması sırasında patentin koruma süresi de sona yaklaşıyordu. Patent 1987 yılında süresini doldurdu.
İlk mouse ile günümüz mouse’ları arasındaki farklar
İlk bilgisayar faresinin çalışma prensibi mekanik hareket algılamasına dayanıyordu. Ahşap gövdenin altındaki iki tekerlek, cihazın masa üzerindeki hareketini ölçüyordu. Ancak bu yapı yalnızca belirli doğrultulardaki hareketi algılayan mekanik bir sistemdi.
1970’li yıllarda Bill English, Xerox PARC’ta tekerlekli yapının yerine top kullanan bir mouse geliştirdi. Toplu fareler, sonraki yıllarda bilgisayar dünyasında yaygınlaştı.
Daha sonra optik algılayıcıların gelişmesiyle hareketli topa ihtiyaç duymayan mouse’lar ortaya çıktı. Lazer algılayıcılar, kablosuz bağlantı teknolojileri, programlanabilir düğmeler ve yüksek hassasiyetli sensörler de mouse tasarımının gelişiminde önemli rol oynadı.
Bugün kullanılan optik ve oyuncu mouse’ları, ilk ahşap prototipten teknik açıdan çok daha gelişmiş olsa da temel amaç değişmedi: Kullanıcının el hareketlerini bilgisayar ekranındaki işaretçi hareketine dönüştürmek.
1964 yılında geliştirilen ilk mouse, başlangıçta yalnızca araştırma amaçlı bir cihazdı. Ancak Douglas Engelbart ve Bill English’in çalışmaları, bilgisayarların günlük yaşamda milyonlarca insan tarafından kolayca kullanılabilmesini sağlayan önemli teknolojik adımlardan biri oldu.